TÜRK TARİHİ

Tarihini bilmeyen milletlerin,coğrafyasını başkaları çizer.

TARİH SAHNESİNDE KALABİLMEK İÇİN..

By turktarihi on Nisan 01, 2009 | CUMHURİYET TARİHİ | Devamı | Yorumlar (2) | İlgili Yazılar (0) | İleri | Geri

Ne mutlu Türk'üm diyene 
"Bilim, gerçeği bilmektir."
   Tarih sahnesinde var olabilmek öyle kolay şeyler değildir. Hele de yaşadığımız çağda, ayakta kalmak çok zor olmaya başlamıştır. Bırakın devlet olarak ayakta kalmayı, şirket, grup yada aile olarak bile ayakta kalabilmek gayet zor olmaya başladı. Huzur ve barış içerisinde yaşayabilmek için de koruyucu bir devlet çatısına mutlak ihtiyaç vardır. Devletsiz milletin varlığını koruması asla mümkün değildir. Fertten topluma herkes devletin bekasını her türlü menfaatlerin önünde görmeden de O milletin huzur bulması yada devletin ayakta kalması mümkün değildir. Devletin bekasını sağlayacak olan; Milletin kendisidir…
Peygamber Efendimiz (sav), bir beldeye tayin ettiği valiyi uğurlamak üzere orada hazır bulunur. Vali, yükünü yüklemiş, gerekli talimatları almış, ailesi ve dostlarıyla vedalaşırken  son anda valinin çocuğu babasına sevgi gösterisinde bulunmaya kalkışır. Babası çocuğunu azarlar. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz hemen valiyi görevinden alır ve aile ile devlet yönetimi arasıdaki bağı çarpıcı biçimde ortaya koyan şu tarihî sözü ifade buyurur; ”Evladına merhamet etmeyen, halkına hiç merhamet edemez”…

Devlet yönetimi hakkında bilgi sahibi olmak için çok uzaklara gitmeden, toplumun en küçük kurumu olan aile kurumunu incelemek yeterlidir. Aile, toplumun en küçük kurumudur. Reisi, mekânı, kimliği, sorumlulukları, dostları-düşmanları, komşuları, bütçesi, geçimleri için gelir kaynakları vardır.

Devlet de  böyle değil midir?.. Reisi, idari, hukuki, ticari kurumları, dostları-düşmanları, ilişki kurduğu uzak-yakın komşu devletleri, gelirleri, giderleri, bütçesi, bakmakla yükümlü olduğu milleti ile büyük bir aile yapısını anımsatmıyor mu?

Nasıl ki, aile kurumunun dış ve iç tehlikelere karşı korunması için gerekli tedbirler titizlikle uygulanıyorsa, devletin de bekası için aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir. Hırsızına, yolsusuna, ayyaşına, sarhoşuna karşı aile kurumu nasıl korunuyorsa, devlet de korunmak zorundadır.

Fertlere hak ve özgürlük adına verilmeye çalışılan haklar, hiçbir zaman devletin bütünlüğüne ve bekasına zarar vermemelidir. Çünkü devlet bekası; süreklilik, sorumluluk ve güçlülük gerektirir.

Savunma politikalarını bu temel üzerine kuran devletler, güçlerine güç katarlar. Onun içindir ki devletinin bekasını düşünen milletler, içerden ve dışardan gelebilecek her türlü tehlikelere karşı çok dikkatli davranırlar. Olayları çok boyutlu ele alır, günü birlik politikalar yerine; kalıcı, akılcı ve sürekli politikalar üretirler. Devlet politikasında kuşkuculuk (şüphecilik) çok önemli bir unsurdur.

Ama maalesef, son yıllarda bu refleks zaafiyete uğramış gibi görünmektedir.  Daha dün vatanımızı işgal eden, milletimizi hayasızca katleden devletlerle işbirliğine kalkışıyoruz; hem de onların istek ve arzuları doğrultusunda  hareket ediyoruz. Bu şekilde; Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği hedefler göz ardı edilmiş vaziyettedir.

AB hayalleri uğruna şu milletin  tüketilen değerlerine, uğratılan zaafiyetine baktıkça, insanın ağlayası geliyor. Daha dün atımızın üzengisini öpenlerden medet ummamız, inanın Müslüman Türk vatandaşı olarak kanımıza dokunuyor.

Çıkardığımız kanunları, yaptığımız eğitimi, örfümüzü, adetlerimizi, hep onların istekleri doğrultusunda değiştirdik. Yaşantımız, aile düzenlerimiz, hal ve hareketlerimiz, hep onlara benzedi. Dünyaya çare sunan, medeniyet ve insanlık öğreten bir konumdan, onlara el avuç açan, medet uman bir duruma düştük.
Tarihin hiçbir diliminde umudu, çareyi Avrupa’dan bu kadar çok beklemedik.

Halbuki Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, yıllar önce bu konuda bizi uyarmıştı;
“Efendiler!
Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık, Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için; mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!”

Biz, mazisi zaferlerle dolu asil bir milletiz. Şimdiye kadar kimsenin kapısında kul-köle olmadık. Devletler kurduk, yendik, yenildik; ama asla egemenliğimizi  yitirmedik.
Ne zaman kendimize güveneceğiz?. Ne zaman kudret iksirinin gönlümüzde olduğunu keşfedeceğiz?
Güç sende, uzaklarda arama; zira, “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Önce Cumhuriyet bayramını kutladık. Sonra 10 Kasım da Atamızı ölümünün 70. yıldönümünde rahmetle andık. Millet olarak yoğun bir Atatürk gündemi yaşadık. Yaşanan bu süreci millet ve devlet adına faydaya çevirmek için şimdi herkesin kendini bu terazide tartması gerekmektedir. Atatürk’ün giydiği, içtiği, yattığı kalktığı şeylerle ilgilenmek yerine; Onun temel görüşleri, fikriyatı ve hedefleri en ince ayrıntısına varıncaya kadar öğrenilmelidir. Genciyle ihtiyarıyla beklide en fazla ihtiyaç duyulacak budur…

Yaşanılan sıkıntılı durumlardan kurtulmak için keşke Atatürk aramızda olsaydı demek yerine, Onu anlamaya çalışmak daha akıllıca iştir. Eğer Onun ortaya koyduğu hedefler gözetilirse; göreceksiniz bu Millet nice liderler yetiştirecektir. Unutulmaması gereken şudur; Biz Türkler, dünya Liderleri yetiştiren bir Milletiz…
Yeter ki kendinizi keşfedin,,,  TARİHTEN İLGİNÇ BİR OLAY:Uygur
bölgesinde bulunan, Mısır piramitlerinden yüzyıllarca önce yapılan ve
Mısır piramitlerinden daha yüksek/büyük olan piramitleri yapan
Türklerdir. Çin hükümeti buraya girişi tamamı ile yasaklamıştır. Çünkü
bu piramitlerin içinde proto-Türk yazılar mevcut. Arkeologların dahi
girişine kati surette izin verilmiyor.
Çü...nk...ü dünya tarihinin tekrar yazılması gerekebilir.Bugün
Çin sınırları içerisinde yer alan, Xian şehrine 100 km uzaklıkta qin
ling shan dağlarında Ön-Türk uygarlıklarından birisi tarafından inşa
edilmiş, etrafında irili ufaklı 100 adet piramitle beraber, 300 metre
yüksekliğinde bir piramit bulunmaktadır; BEYAZ PİRAMİT Beyaz
Piramit’in ikinci dünya savaşı sırasında çin’e yardım malzemesi götüren
bir C-54 uçağından çekilen fotoğrafı 1957 yılında ilk kez life
dergisinde yayınlanmıştır.Bu piramitleri araştırmak üzere 1994
yılında şensi bölgesinde bir araştırma gezisi yapan alman bilim adamı
hartwig hausdof kendi koleksiyonundan birkaç resmin halka açılmasına
izin vermiştir. 

Wall Photos
Uygur bölgesinde bulunan, Mısır piramitlerinden yüzyıllarca önce yapılan ve Mısır piramitlerinden da...ha yüksek/büyük olan piramitleri yapan Türklerdir. Çin hükümeti buraya girişi tamamı ile yasaklamıştır. Çünkü bu piramitlerin içinde proto-Türk yazılar mevcut. Arkeologların dahi girişine kati surette izin verilmiyor. Çünkü dünya tarihinin tekrar yazılması gerekebilir.
Bugün Çin sınırları içerisinde yer alan, Xian şehrine 100 km uzaklıkta qin ling shan dağlarında Ön-Türk uygarlıklarından birisi tarafından inşa edilmiş, etrafında irili ufaklı 100 adet piramitle beraber, 300 metre yüksekliğinde bir piramit bulunmaktadır; BEYAZ PİRAMİT
Beyaz Piramit’in ikinci dünya savaşı sırasında çin’e yardım malzemesi götüren bir C-54 uçağından çekilen fotoğrafı 1957 yılında ilk kez life dergisinde yayınlanmıştır.
Bu piramitleri araştırmak üzere 1994 yılında şensi bölgesinde bir araştırma gezisi yapan alman bilim adamı hartwig hausdof kendi koleksiyonundan birkaç resmin halka açılmasına izin vermiştir. hausdorf’a göre piramitlerin yapım tarihi en az M.Ö. 2500’ler civarındadır.
Bölge çin tarafından yasak bölge ilan edilmiş olduğundan dolayı piramitler içerisinde bulunan mısır medeniyetinden çok ileri bir teknikle mumyalanmış olan cesetler ve Ön-Türkçe yazıtlar üzerinde araştırma yapılamamaktadır.Piramitlerin ebat, orijinal şekil ve büyüklükleri ,dikkat çekmemesi açısından Çin hükümeti tarafından maksatlı olarak tahrip ve kamufle edilmiştir.Piramitlerin üst tarafları kesilmiş ve üstleri toprakla doldurulup, kamuflaj amacıyla ağaçlandırılmıştır .
Tüm İnsanlık tarihini değiştirerek; MEDENİYETİN ASIL YARATICISININ TÜRKLER OLDUĞU SONUCUNU DOĞURAN, bu olağanüstü keşif batılı bilim adamları(!) tarafından ısrarla görmezlikten gelinmekte ve insanlığın bilgisinden daha uzun süre saklanması mümkün olmayan bu piramitleri başka bir uygarlığa mal etmeyi amaçlayan maksatlı çalışmalar yapılmaktadır…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

Yorumlar

Her şey Türkiye için

Osman Gündüz Akın. | 30/05/2009, 17:00

Türkiyem ize ve Türk dünyasına sahip çıkmak için Atatürk ümüzün milletimiz hakkındaki direktifleri uygulanmak zorundadır.Dünyadaki türklere Ne Mutlu Türk üm diyene dedirtebilmeli,kültürel birligi sağlamalı,ekonomik entegrasyona geçebilmeliyiz.

her şey TÜRKİYE için

ERTUĞRUL | 14/12/2009, 20:28

NE
MUTLU
TÜRK'ÜM
DİENE

Yorum Ekle

Son Zamanlarda...

  • BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ(Welcome)
  • TARİH SAHNESİNDE KALABİLMEK İÇİN..
  • TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN TEMELİ(Lozan antlaşması)
  • ANTEP HARBİNDE İŞBİRLİKÇİLER
  • 2 DÜNYA SAVAŞI (NEDENLERİ)
  • II. DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE
  • II.DÜNYA SAVAŞI (KRONOLOJİ)
  • ORHUN ABİDELERİ
  • KÜLTİGİN ANITI (Türk kültüründe Bozkurdun manası)
  • Oğuz Kağan'ın Türklük Duası

Kategoriler

  • 2 DÜNYA SAVAŞI [3]
  • CUMHURİYET TARİHİ [5]
  • SAVAŞ ve SEFERLER [44]
  • BEYLİKLER [27]
  • ATABEYLİKLER [4]
  • TÜRK TARİHİNE GENEL BAKIŞ [2]
  • TÜRKLÜK ABİDELERİ [3]
  • 1 DÜNYA SAVAŞI [1]
  • BÜYÜK TÜRK DEVLETLERİ [31]
  • HANLIKLAR [12]
  • DEVLETLER [20]
  • Genel [0]
  • ERMENİ KATLİAMLARİ [1]

Menü

  • Ana Sayfa
  • Arşiv
  • Albümler
  • Linkler
  • Yöneticiler İçin

Site İçi Arama

  • Subscribe to feedRSS 0.90
  • Subscribe to feedRSS 1.0
  • Subscribe to feedRSS 2.0
  • Subscribe to feedAtom
Copyright © 2008 RixLOG.COM Bütün hakları saklıdır.